Home > günah nasıl olur

günah nasıl olur

Peygamberimizin Dilinden

22 Eylül 2010 Çarşamba Category : , , , , 3


Es selamun aleyküm sevgili takipçilerim bu gün yine sizlere nacizane sohbet hazırladım.umarım beğenirsiniz bu konu geçen haftaki konunun devamı olmaktadır...


İNSAN İMANI VARKEN NASIL GÜNAH İŞLER?

İnsanoğlunun peygamberler hariç hata ve günahlardan tamamen uzak olması düşünülemez.çünkü cenab-ı hak onun hem iyiye hem kötüye eğilimi olan bir kabiliyet ve istidatta yaratmıştır.insanda nefis,istekler, tutkular gibi onu kötülüğe iten arzular ve öfke ve şehvet gibi sınırsız duygular vardır. iç alemindeki bu duygu ve arzuları şeytan devamlı tahrik edip insanı kötülüğe,günaha  yöneltmek istemektedir...

Bunun yanında akıl,kalp ve vicdan gibi insanı doğru yola sevkedecek, hayra yöneltecek duygular da vardır. Bu duyguların hayatta etkili olması,ancak iman sayesindedir. İmanlı bir kalp ve vicdan,insanı hep iyiye,hayra,güzele yönlendirir, kötülük ve günahtan alıkoymaya çalışır.

Ne var ki, imanlı insanların da zaman zaman günah işlediklerini görmekteyiz.Bu nasıl olmaktadır?

İnsan bu dünyaya imtihan için gelmiştir.içinde devamlı iyi duygular ve kötü duygular çarpışmakta; iman nuru ile aydınlanan kalp ve vicdan onu iyiye,dinin emirlerini yerine getirmeye sevkederken; nefis,şeytan, kör hisler ve tutkularda isyana, günaha, inkara çalışmaktadır.

Kalp, ruh, vicdan gibi müsbetduygular insandaki diğer menfi duygulara hakim olduğu müddetçe, insan doğru yolda gider. isyana ve günaha girmekten kendini alıkor .fakat zaman zaman menfi duygular kalp ve vicdana baskın geldiği ve bu duygulardaki uyarı sinyalini  susturduğu da olur.işte insan,günahı ve kötülüğü, bu haldeyken işler.

yani nefis veya şeytan veya menfi hisler,insana hakim olunca, kalp ve vicdandaki imanın alarm sinyal kapanmaktadır.
Bireyin günah işlemesinde önemli bir neden de,  haramlarda bulunan lezzet ve insan nefsinin lezzetlere olan tutkusudur.

Akıl ve kalp, günahtan sonra gelecek zararları algılasa da geçici ve anlık lezzetlere tutkun hisler, aklın ve kalbin uyarılarını dinlememektedir.
                                                                  ***
 Bir hadis-i şerifte Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
''Zina eden kişi, zina ettiği sırada mü'min olarak zina etmez. çalarken de mü'min olarak hırsızlık yapmaz. içkiyi içerken de mü'min olarak içmez. fakat bundan sonra,ona tövbe arzolunmuştur.''

Burada (mü'min olarak yapmaz )ifadesinde (dinden çıkar ,kafir olur)manası anlaşılmamalıdır. o fiil işlendiği esnada iman var olduğu halde fonksiyonunu yerine getiremiyor,demektedir.
Hadis-i şerifin devamında tövbenin zikredilmesi ,kişinin mü'min olma niteliğini koruduğunu ifade eder çünkü kafir için ''tövbe '' değil  ''hidayet '' söz konusudur.

Günah işlemenin imansızlıktan gelmediği şu hadis-i şerifte  dahada açık belirtilmektedir:
( vahiy meleği) Cibril bana geldi ve'' ümmetinden her kim  Allah'a hiçbir şeyi ortak tanımayarak tevhit inancıyla ölürse , o kimse cennete girer, diye müjdele!'' dedi. ben Cibril'e,'' hırsızlık yapsa, zina etsede mi ? '' dedim .'' evet hırsızlık yapsada , zina etse de''  diye cevap verdi...

Görüldüğü gibi zina, hırsızlık gibi  büyük günahlar, kişiyi imansız yapmadığı gibi,imanla öldüğü takdirde cennete girmeye engel de olmamaktadır. tabi burada unutulmaması gereken nokta,günahtan sonra tövbe ve pişmanlık duygusu hiç terk edilmemelidir... 

konumuza haftaya kaldığı yerden devam edeceğiz İnşallahu rahman herkese bol sevaplı hafta geçirmesi dileğiyle....

KİTAP:
ÜMİTLİ OLUNUZ
YAZAN :
MEHMET DİKMEN

Peygamberimizin Dilinden

16 Eylül 2010 Perşembe Category : , , , , 3

bundan sonra siz değerli takipçilerimle perşembe günleri dini bilgiler ve hikayeler paylaşmak istiyorum .değerli yorumlarınızı bekliyorum.


YAPTIKLARININ İYİ VEYA KÖTÜ OLDUĞUNU ANLAMAK
İÇİN KALBİNİN SESİNİ DİNLE
günah,genel bir tarifle,Allah'ın yasakladığı;dinin çirkin görüp,zararlı saydığı işlerdir.bu işler,dinin 2 temel kaynağı olan Kur'an ve sünnet'te açıkça beyan edilmiştir.içki içmek, kumar oynamak,zina yapmak gibi...

ancak ,insanın eylemleri belli kalıplar içine alınamadığından kitap ve sünnet'te açıkça belirtilen davranışlarındışında kalan fiillerin doğruluk veya eğriliği, kötü veya iyi oluşu, günah veya sevap bulunuşu,nasıl tesbit edilecektir?

bunun için insanda iyi ile kötüyü,hayır ile şerri, sevap ile günahı her zaman ayırdedecek,değişmeyen bir ölçü ve şaşmayan bir tartı bulunmalıdır.nitekim cenabı-hak bu ölçüyü insanın yaradılışına koymuştur ki,oda vicdandır.

vicdan daima doğruyu,iyiyi ve güzeli algılar. bunların zıddı olan kötü fiillerdende insanı dizginler.

ashaptan Vabise bin ma'bet'in naklettiği şu hadis'i şerif konuya ışık tutmaktadır.şöyle der vabise (r.a)

''Allahın Rasülüne iyilik ve günahın ne olduğundan sormak üzere huzuruna girmiştim.
bana dedi ki:

-sen günah ve iyilikten sormak üzere geldin herhalde...

bende cevap verdim:

-evet iyi bildin. seni hak ile gönderen Allah'a yemin olsunki, ben başka birşey için değiş,ancak iyilik ve günahın nne olduğunu sormak için geldim...

bunun üzerine hz peygamber şöyle buyurdu:

iyilik(birr); kendisiyle gönlünün inşirah bulduğu (yaptığında içinde sevinç ve huzur hissettiğin)fiil ve davranıştır.

günah(ism)ise,kalbini tırmalayan(içini karartıp vicdanını sızlatan)şeydir.isterse insanlar o şeyi yapmak hususunda sana fetva versinler(o işi yapmanı doğru karşılasınlar)

diğer bir hadiste ise: içine sor...iyilik kendisiyle kalbin ve ruhun huzur bulduğu şeydir.günah ise kalbi tırmalayan, gönlün reddettiği şeydir insanlar iyi yap dese bile... denilmiştir.

ihya'da geçen başka bir hadis'i şerifte aynı manayı şöyle ifade etmektedir.

''günah kalbin çarpmasıdır''

demek ki,kalpte bir sıkıntı,çarpıntı,daralma meydana geliyor,vicdan sızlıyorsa, yapılan işte hayır yoktur.günah sinyalleri alınmaktadır.nefis zıddını söylese, diğer insanlar tersini ileri sürseler bile...

şu halde, yapılan işin iyi veya kötü olup olmadığını anlamak için,insanın iç aleminde yanılmaz bir ölçü vardır.o da yapılan işin kalp ve vicdanda bıraktığı tesirdir. iyi ve müsbet tesir bırakan işleriyi;kötü etki bırakanlarda kötü ve günahtır. insanın, imanını koruduğu , isyan ve günahlarla kalbindeki imanın ışığını söndürmediği müddetçe, kalp bu ölçü görevini yapar, kişiye yol gösterir,şaşmaz bir rehber olur.nitekim peygamberimiz de bu gerçeğe işaret için:

Allah Teala bir kuluna hayır dilediği zaman, ona kalbinden bir vaiz gönderir...
buyurmuştur.
dıştan gelen uyarı ve ikazlar nekadar tesirli olursa olsun , insanın nefsi ve duyguları etki altında kalmaya bilir.fakat kalpteki vaiz, vicdandan gelen ikaz ve sesleniş, ona şaşmaz bir yol gösterici olabilir.
kalbin ve vicdanın günah ve iyilikte ölçü olması ,ancak bozulmamış ,iman nuruyla aydınlanmış kalpler içindir.inancını yitirmiş bir kalp için böyle bir rehberlik söz konusu değildir.

yapılan işlerden dolayı kalpte duyulan sevinç ve üzüntünün,imanlı kslplere özel bir belirti olduğunu da, şu hadis'i şerif beyan etmektedir:

''seni ibadetin , hayır ve iyiliklerin sevindirir,günahında üzüntüde bırakırsa;sen olgun bir mü'minsin....
buyurur.

konumuza haftaya kaldığı yerden devam edeceğiz İnşallahu rahman herkese bol sevaplı hafta geçirmesi dileğiyle....

kitap:
ümitli olunuz
yazan:
Mehmet Dikmen
Dinvehayat

Blogger tarafından desteklenmektedir.